Bu çalışma, önce Kadıköy’de yürütülen trafik düzenleme deneyimlerinden yola çıkarak imar planlarında yol ağlarının genellikle trafik mühendisliği kurallarına uygun oluşturulmadığını saptar ve bu aykırılığın kent içi ulaşımı nasıl aksattığını gösterir. Dünya örnekleri temelinde hiyerarşik yol ağı yaklaşımını inceler; birincil transit yolları, bölgesel bağlantı ve toplayıcı arterleri, yerel erişim yollarını ile yaya yollarını birbirinden ayıran bir sınıflandırma sunar ve bu yapının trafik kapasitesini, güvenliğini ve çevresel etkilerini nasıl iyileştirdiğine dair kanıtlar sunar.
Türkiye bağlamında, 1883’den günümüze çıkan Ebniye, Yapı ve Yollar, İmar ile 3030 sayılı büyükşehir yönetimi kanunlarına dek yükselen mevzuatın yol genişlikleri, bina yükseklikleri ve yol tanımları arasındaki tutarsızlıklarını ortaya koyar. Karayolları Trafik Kanunu ve Türk Standartları (TS 7249, TS 7769, TS 7937, TS 8503, TS 10551 ve TS 11522) yol ve kavşak elemanlarının boyutlandırma, sınıflandırma ve tasarım ilkelerini belirlemekle birlikte, imar planlarına doğrudan uygulanmadığı için kent ölçeğinde önerdiği hiyerarşinin fiilen yaşama geçirilemediğini vurgular.
Sonuç olarak tez, yol türleri, şerit ve kavşak tipleri, yaya alanları, park cep ve servis yolları için ayrıntılı kriterler içeren “Karayolu Ağı Kurulması, Yol ve Kavşakların Sınıflandırılması Üzerine Bir El Kitabı” önerir. Bu el kitabı, arazi kullanımıyla entegrasyon sağlayarak, yol genişlikleriyle bina yüksekliği ilişkisinden hareket eden, bilgisayar modellemesine gereksinim duymadan kısa sürede uygulanabilecek düşük maliyetli ve gerçekçi çözümler sunar. Böylece imar planlarının hem teknik hem de sanatsal ölçütlerle güçlendirilmesi, kent içi trafiğin disipline edilerek yayalar için güvenli, araç trafiği için akıcı bir altyapı oluşturulması amaçlanır.
